6 Kasım 2014 - 12:29
Bugünün Dünyası Sahife-i Seccadiye'ye Muhtaç

İmam Zeynelabidin (a.s), Aşura kıyamını canlı tutma yolunda Peygamberin (s.a) türbesini kendisi için daimi bir karargâh kıldı. O hazretin ardından da İmam Bakır (a.s), İmam Sadık (a.s) ve diğer imamlar Arafat’ta şehitler efendisi ve Ehlibeyt için yas merasimi düzenliyorlardı.

Ehlibeyt (a.s) Haber Ajansı ABNA- Bugün bu mukaddes mekân Aşura kıyamının öğretilerini dünyaya yaymak için en güzel noktadır. Hz. Zeyneb (s.a) ve İmam Seccad (a.s) hutbelerinin başında Medine halkına Kerbela musibetini anlatırken Allah’a hamd etmeyi asla unutmamışlardır. İmam Seccad’ın (a.s) en üstün ve güzel mesajını Sahife-i Seccadiye kitabında bulmak mümkündür. “Uhtu’l-Kur’an (Kur’an’ın kardeşi)” unvanı ile meşhur olmuş Sahife-i Seccadiye, İmam Zeynelabidin’in (a.s) dualarını ihtiva eden bir mecmuadır. Bu kitap senedinin sıhhati açısından, Kurân-ı Kerim’den sonra hiçbir kitabın sahip olmadığı bir konuma sahiptir. Şia arasında bu kitabın senedinin itibarı, hatta “Kütüb-ü Erbaa” ve Nehcül Belaga’dan bile güçlüdür. Öyle ki Allame Meclisi Biharul Envar kitabını kaleme aldığında önce Kütüb-ü Erbaa, Nehcül Belaga ve Sahife-i Seccadiye’yi nakletmek istememiştir. Fakat daha sonra görüşü değişmiş Kütüb-ü Erbaa ve Nehcül Belaga’dan birçok hadisi kitabıbnda getirmiştir. Fakat Sahife-i Seccadiye’nin şöhret ve itibarı öyle bir boyuttaydı ki Allame Meclisi, bu kitabın zamanla tahrif edilmesinin mümkün olmayacağından emin olmuştur. Bu yüzden Sahife-i Seccadiye’yi Biharul Envar’da getirmeye gerek duymamıştır. Büyük Fakihler de fıkhi kitaplarında Sahife-i Seccadiye’deki cümleleri referans almışlardır. Mesela Şeyh Ensari, Mekasib kitabında “Hıyarat” bölümünde “şart” sözcüğünü açıklarken Sahife-i Seccadiye’de geçen ibaretleri zikrediyor ve Tevbe duasında sözü geçen bu sözcüğe işaret ediyor… Gıybetin hükümlerinden söz ederken Mekarimul Ahlak (Ahlaki erdemler) duasındaki ibaretleri referans alıyor… Bunlar da şunu gösteriyor ki büyük fakihler bu kitaba fevkalade önem vermişlerdir.

Fakat özellikle bugün dünyasının son derece ihtiyaç duyduğu Allah’ı tanıma ve maneviyat konusunda Sahife-i Seccadiye meydanın rakipsiz kahramanıdır.

Bu kitapta zikredilen tevhid maarifini hiçbir kitapta bulamazsınız ve hiç kimse bu sözlerle mukabele edecek durumda değildir. Sahife-i Seccadiye’de tevhid konusunda geçen ifadeleri ne Nehcül Belaga’da, ne Usul-u Kâfi’de, ne de başka bir eserde bulmak mümkün değildir.

Sahife-i Seccadiye’de geçen şu ifade: “Leke Ya İlahi vahdaniyyeti’l-aded” (Allah’ım, sayının tekliği sadece sana hastır) yıllarca felsefe ve irfan eğitimi almış olanlar için dahi anlaşılır bir ibaret değildir. Ancak irfanı “cem’ul-cem-i” veya “fethu’l-futuhi” veya “megam-ı beka bade’l-fena” makamında almış ve belli bir şühuda ulaşmış olanlar bu cümlenin yansımasından bir şeyler alabilirler.

Bizim melekler hakkındaki bilgimiz oldukça azdır. Halbuki Yüce Allah’ın mahlukatının çoğunluğunu melekler oluşturmaktadır. Allah meleklerden daha fazla mahluk yaratmamıştır. Fakat onların varlığı, çoğalması, işleri, makam ve dereceleri, yer melekleri ile yücelerdeki melekler arasındaki farklar ve daha birçok konuda fazla bir malumat bulunmamaktadır. İmam Seccad’ın (a.s) “İlahi Arşın Taşıyıcıları” başlıklı duasından şu hususları istifade etmekteyiz: Bazı melekler “Samed”dir. Elbette Yüce Allah zatıyla “Samed”dir ama melekler böyle değil. Soyut varlıklar genellikle selbi şekilde anlatıldığı için onları tanımak bizim için müşküldür; onları sadece şühud ve kalbi marifetle derk etmek gerekir. Acaba melekler tamamen soyut varlıklar mı yoksa latif ve maddi hususiyetleri aşkın özellikteki varlıklar mı? Veya yer melekleri ve misal âleminin melekleri maddi varlıklardır yahut maddi hükümleri vardır; fakat ceberut âlemi diye nitelediğimiz yüksek âlemdeki melekler soyutturlar. Bu konu muhaddisler ve filozoflar arasında tartışma konusudur. Bu ve benzer yüzlerce felsefi ve irfani konulardaki sözler hakıkında Sahife-i Seccadiye’de çok dakik maarifi bulmak mümkündür. Dolayısıyla bu kitabı iyi okumak ve anlamaya çalışmak gerekir.

Ayetullah Üstat Ahmet Abidi

Ekler